04 Ocak 2012

Arka Bahçemdeki İnekleri Evlatlık Veriyorum


Ne mutlu bize, yeni bir sütümüz var artık. MOOVA... Mor kutuda, mor çatı gibi dövülen inekleri toplamışlar mor kapılı, beyaz perdeli gül kokulu çiftliğe, adını uygun olsun diye Moova seçmişler sanki.
Moova Moova diye çığrıp, jingeları eşliğinde ineklerinden bahsediyorlar. Bir görsek aşık olurmuşuz, sabahın köründe işe koyuluyorlarmış. Onlara iyi bakıyorlar, altlarını temizliyorlar, besleyip büyütüyorlarmış. Eminim bir de psikolojik danışman tutmuşlar ve ineklerle tek tek seans yapıyorlardır. Bazıları mor, bazıları turuncu ineklerin. Turuncuların boyları daha kısa olduğu için onların buzağı olduğunu ve büyüdükçe morardıklarını tahmin ediyorum. Tabi günümüz trendlerinde sipirituel şartlara göre yaşadıkları için, en ruhani renge dönüşmeleri normal. Düğe olunca renkleri neye benziyor henüz bulamadım ama çok meraktayım.

İneklerini çocukları gibi seviyorlarmış, elleri ile besliyorlarmış. Düşünsenize kendi çiftliğinizde inekleriniz olsa siz de öyle beslerdiniz diyorlar. Nasıl beslerdim bilmiyorum ama benim ineklerin renkleri siyah ve beyaz pantone kartelasından çıkmış olurdu. Eeee nede olsa koyu Beşiktaşlıyım. Ama konumuz tuttuğumuz renkler değil, kendi çiftliğimizde kahverengi dağlardan çıkan yeşil çimenlerle inek besleme, onları çalar saat ile uyandırma ve turuncu kamyon ile sağılan sütleri 30 dakikada fabrikaya dökmeden ulaştırma becerileri.

Düşündüm taşındım ve bende aynı işlemleri yapmaya karar verdim ve kurdum çiftliğimi. Ancak benim çiftlik evin arka bahçesine kurulabildi ve sadece 3 inek ve 1 buzağıdan oluşuyor. Buzağı inek olunca ne yapacağım bilmiyorum ama şimdilik altını hergün Molfix ile bağlayıp Serdar Ortaç şarkılarında dans ettiriyorum. Hergün onları temizliyip maydonozla besliyorum. Arka bahçem sadece beslemeye uygun olduğu için üretim tesislerini ananemin minik mutfağına kurdum. Ev Etiler'de müthiş fabrikam Mecidiyeköy'de. Benim inekleri sabah 5:30'ta bir türlü kaldıramıyorum ve ne yazık ki her sabah tazecikten sağdığım bir güğüm sütü İstanbul trafiğinde bir saatte ulaştırabiliyorum fabrikaya. Olsun bir saatte olsa benim sütüm, benim ineğim, benim halkım, benim çiftçim, benim köylüm.
Son teknoloji ile kurduğum tesislerimde sonunda her gün bir kalıp peynir elde ediyorum. Yehuuuuu.
Peynirler güzel, süt güzel ama trafik biraz yorucu oluyor, çukurlardan geçerken kapaksız güğümlerimden süt dökülüyor. Ananem mutfağını istila ettiğim için isyanlarda. İneklerime ne kadar temiz baksam da bahçeyi kötü kokutuyorlar. Yani iş biraz pahallıya mal oldu. Bunun için ineklerimi evlat edinecek birilerini arıyorum. Gittim Moova'ya başvurdum. Elcağızımla beslediğim ineciklerimi vermek istedim ama kendi ineklerinin dışında hiç bir ineği kabul etmiyorlarmış. Çiftlik dışında kalan diğer ineklerin vah haline. Onların canı yok mu? Neden mor kapılı çiftliğe alınamıyorlar benim siyah beyaz ineklerim. Neden onların da karınları tok altları temiz olabilecekleri yeşil pancurlu ahırcıkları olamıyor. Neden sütünden olması gereken sütler, peynirler üretilemiyor? Yetkililere sesleniyorum, ne yapabilirim söylesinler bana. Onları sabah erken kalkmaya alıştırabilirim, hatta morarsınlar diye milka çikolata bile yediririm. Yeter ki benim ineciklerimde mutlu olsunlar.



video
video

0 yorum: