JULIE&JULIA . Süper bir fim, bana bayram hediyesi oldu. Burada neden izlenmeli ya da oyunculuklar nasıldı diye bir şeyler yazmayacağım. Benim için ne anlama geldiğini paylaşacağım.
İçinden çıkabilecek binlerce fikir var. Filmi seyrederken kendimden geçtim. İki hayat hikâyesi de bana dokundu. Kendimle ilgili birçok nokta keşfettim aslında. Yaptıklarım, yapmak istediklerim ve hedeflerim. Genelde istediklerimi bir kenara yazarak yük misali üstüme bindiriyorum. Hedefler, ertelemelerle dolu bir sürü sayfayı doldurmuş. Temizlemek ve ilerlemek adına bir şeyler yapmak lazım. Hedeflemeden, planlamadan yaptıklarıma bakınca asıl istediklerimin onlar olduğunu ve içimdeki sesimi dinleyerek hareket ettiğim zaman yüzümde gülümseme ile dolaştığımı biliyorum.
Ona göre davran diyorum kendi kendime. Melek gibi. Sevgili ananemin zorluklarla sürdürdüğü gençliğinden, yaşadıklarından, üstesinden geldiklerinden alacağım çok ders var. Karşısına çıkanlarla baş etme yollarını sordum bir keresinde. Başa çıkmak değil, daha çok o anda ne yapmalıysam onu yaptım diye cevap verdi. Çok çekmiş, filmlere konu olabilecek, yok canım bu kadar olmaz denebilecek bir yaşantısı olmuş. Bir kere bile yaşadıklarının şikâyetini duymadım, bazı tesadüflerle dinledim olanları sadece.
Bugün Julia Child’ın yaşadıklarını film olarak seyrederken heyecanlandım. Hep ileri, durumuna göre çözümlerle devam ediyordu. Bir de çok güzel bir aşk hikayesi var. Aslında hem ananemin hem de Julia’nın. Birlikte yaratıcı, bütünleyici, iç çektiren ve dilek tutturan cinsten.
Julie Powell’ın yaşadıkları da başka lezzete. Hayatına devam ettiren bir hedef ve hobinin işle buluşması. Esinlendiğinin sadece kafasında yarattığı kişi olduğunu fark ederek devam edebilmesini çok sevdim.
Belki gerçek hayat hikayeleri göstermesi, belki biraz ananemi, biraz kendimi, biraz zevklerimi bulduğum için burkuldu içim. Neler bulmadım ki.
İş hayatından çıkıp farklı bir düzende yaşantımı sürdürürken beni boşluktan sıyıran mutfak keyifimi. Sonra yazma hayalim ve kitap yazma tutkum ve blogda yaşatmaya çalıştıklarımı. Şikayet etmeden ilerlediğim zamanları. Planları hedeflemek yerine sadece yapmam gerektiğini. İlermeme esin kaynağı olan kahramanların benim kafamda olduğunu.
Bir de hayatımın aşkını.
Kıssadan hisse; mutfak süper bir yer. Arkadaşım Ayşe de filmi seyrederken beni hatırlamış aradı. Yap bakalım bir cupcake tamam olsun diye esprisini de patlattı. Ajans ortamını terk ettikten sonra biraz boşlukta asılı kaldığımı itiraf ediyorum. Beni rahatsız eden durumları, mutfağımda pişirmeye çalıştığım kurabiyeler, cupcakeler sayesinde aştım diyebilirim. Kokusu, tadı, görüntüsü ve birinin yerken keyif alışına tanıklık etmek çok hoşuma gidiyor. Yaptıklarım sanat eseri değil ama lezzetli. Bu süper hobi kısmı. İşime gelince; reklamcıyım ve işimden zevk alıyorum, tekrar yaşasam ve fırsat bana bırakılırsa gene reklamcılığı seçerim. Bundan sonra ofiste çalışmak değil ama farklı şekilde reklamcılığa devam edeceğim. Bunun için çalışıyorum. Bu arada, reklamları iyisiyle kötüsüyle yazmaya devam edeceğim.
Sevgili arkadaşım filmin sanırım en önemli tariflerinden birini pişirmiş ve sitesi, www.cafefernando.com da sergilemiş. Ben de kendi hedef tarifimi vermeye karar verdim. Bilmem kaç kişi okur, cevap verir ama birilerine yazmak ve seslenmek istiyorum. Yazmaya çalıştığım ama tembellikle ilerletemediğim yazılarımı her güne yaymak istiyorum.
Haydi hayırlısı.
28 Kasım 2009
Bu Film Benim İçin Çekilmiş
Gönderen
Melek
zaman:
12:11
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder